Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Efe Hasan ÖĞÜNÇ
MAVİ BONCUK
25.06.2018

MAVİ BONCUK

Öyle filmler vardır ki üzerinden yıllar geçmesine rağmen, sevdirir, sevindirir, düşündürür, özletir. 
Kanalın bir tanesinde her biri birbirinden ünlü olan isimlerin oynadığı Mavi Boncuk filmini izliyorum… 
Bir zamanlar Mavi Boncuk yürekleri kıpırdatan yüreğimizi şenlendiren bir şarkı idi…

“ Şu dünyada sevgi büyük ihtiyaç 
Herkes sevmeye sevilmeye muhtaç 
Herkesle dost ol herkesle arkadaş 
Ömrümüz geçiyor bak yavaş yavaş 
Onda bunda şundadır 
Şunda bunda ondadır 
Mavi boncuk kimdeyse 
Benim gönlüm ondadır”

Mavi Boncuk filmi hayranı oldukları ses sanatçısı Emel Sayın’ı dinlemeye giden her yaştan birbirine bağlı kalender insanların gazinoda dayak yemeleri üzerine gazinonun sanatçısını kaçıran bu insanların ve acemice fidye isteme sürecinde sanatçının bu insanları en doğal halleri ile tanıması ve ünlü sanatçının bu insanlardan birine aşık oluşu üzerine kurulmuş…

Bununla beraber filmi izlerken bozulmayan, talan edilmeyen İstanbul’u, 
İğdiş edilmemiş insanlık ilişkilerini, 
Kara borsanın pembe borsa oluşunu,
Yardımlaşmak için, samimi olmak için akraba olmaya gerek olmadığını gülerek izliyorsunuz…

Yaşanan ortamlar çoğumuz öyle veya böyle yaşadığı ortamlar ve arkadaşlıklar… 
Hangimizin okuduğu sınıflar Hababam Sınıfı değil ki?

Mavi Boncuk filmini izlerken talan edilmiş ve insanların ve insanlığın elinden çıkmış İstanbul’u izlerken yüreğim burkuldu… 
İstanbul’un o döneminin insanlarının saflığı, temizliği yitmiş bambaşka İstanbul halkı olmuş… 
Kim kime yardımcı olur ki bugünün İstanbul’unda… 
Ve bunun ötesinde kaybolup giden gazino hayatı… 
Bu bile yitirilen bir kültür…

Bugün böyle unuttuğumuz bizi anlatan, çok uzaklarda kalan doğallığımıza, saflığımıza ulaştıran, 
iç ısıtan, bizi bize yaklaştıran, hayata umut aşılayan, moral veren, içinde zorlamadan aşk olan şarkıları dinleten filmlerimiz kalmadı…

Biz o günleri yaşadık ama çocuklarımız yaşamayacak… 
Onlar daha başka bir kültürle yetişti… 
Onlar birbiri ile okulda, sokakta, iş hayatında yani her yerde yardımlaşmak değil yarışmak zorunda…
Şarkının düşündüren ve özleten “Şu dünyada sevgi büyük ihtiyaç / Herkes sevmeye sevilmeye muhtaç / Herkesle dost ol herkesle arkadaş / Ömrümüz geçiyor bak yavaş yavaş …” kısmının derin ve engin bu güzelliğini kim reddedebilir ki? 
Samimi sevgi…
Samimi dostluk…
Samimi arkadaşlık kime ihtiyaç değil ki?

Ömrümüz geçip gidiyor ama daha da önemlisi geçip giden ömür arasında sevginin, dostluğun, arkadaşlığın da ne kadar nitelik değiştirdiğini görüyoruz…
Hani biz çocukken anlatılan bir öykü vardı. 
Müşteri sabahleyin bakkala giriyor şeker almak istiyor. Bakkal kalmadığını, yan bakkalda olduğunu, ondan almasını söylüyor. Müşteri tezgâhın önündeki şeker çuvalını göstererek “İşte burada var, niye vermiyorsunuz” diye sitemle sorunca bakkal” ben siftahı yaptım ama o yapmadı, ondan alırsanız daha iyi olur diyor… 
Bu gün böyle esnaf kaldı mı?

Her şeyin özü insan. 
İnsan insanlıktan duyguları ve davranışları ile değişirse her şey değişiyor…

 


Bu yazı 1491 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

HAVA DURUMU

AFYON

SON YORUMLAR



Afyon Türkeli Gazetesi © 2017 www.afyonturkeligazetesi.com

ÖzekNet