Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Ahmet TUNCA
VARLIK VERGİSİ
06.03.2019

 

 

1939 ile 1945 arasında batılılar arasında yaşanan, II. Dünya harbi diye adlandırılan bugünkü batı dünyası dediğimiz Rusya’nın içinde bulunduğu büyük bir savaş yaşandı.

Adolphe Hitler’in Almanya’nın başına geçmesi ve sonsuz yetkilerle donaltılmış olması, Dünya’nın görmediği bir savaşa doğru adım adım ilerlendi.

Sivil ve asker 70 milyona yakın insan öldü. Sadece Yahudilerden 5 milyon 700 bin insan yakıldı, zehirlendi, kurşulandı yada idam edildi.

Devletler arasında, ilim adamlarıda dahil yüzbinlerce insan ülke değiştirdi.

Türkiye yeni kurulmuş bir devletti. Ordunun topu tüfeği, uçağı, gemisi kısaca savaşacak mecali yoktu.

Milli gelir sadece ve sadece kişi başına 700 lira gibi çok küçük bir paraydı.

Hastalıklar, verem, sıtma benzerleri toplumda kol geziyordu. Sağlık hizmeti yok, sağlıkla ilgili hastaneler çok az, ulaşım sadece demiryollarına bağlı, ülkede ekip biçecek traktör yoktu. Ülkede sadece 5 bine yakın otomobil, kamyon vb. vardı.

Millet fakrü zaruret içinde, yokluktan, hastalıktan, bitten kıvranırken birde bu şartlar içinde savaş kapıya dayanmıştı.

Okuyan gençlere hikaye gibi gelebilir ama ülkenin 60-70 yıl önceki hali ahvali buydu.

Sınırlarda nöbet bekleyen, elinde çakar almaz silahlardan başka aracı olmayan, üstü başı dökük, inancı ve imanından başka gücü olmayan bir milyon askerimiz vardı.

Bu şartlarda eğer savaşa girseydik, ülke tamamen güçsüz düşecek, uzun yıllar belimizi doğrultamayacaktık. Belkide milli misak sınırlarımız, o gün değişecekti.

Devlet yetkilileri ve kurt politikacı İsmet Paşa, her iki tarafıda uzun süre oyalayarak savaşa girmemeyi başardı. Bu çok önemliydi. Savaş süresince köylüden sürekli buğday toplandı. Ekmek karneye bağlandı. Herkese karne verildi ve nüfus sayısınca ekmek verildi. Pil, gazyağı, mazot, hatta kaput bezi dahi ölçüyle verildi.

Enflasyon iki katına çıktı. Devlet sıkı bir para politikası izledi.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi Osmanlı’dan kalan dış borçlar ödendi ve 1945 yılında bitirildi. Bazı camilere buğdaylar dolduruldu.

Orduyu beslemek, silah takviyesi yapmak için para gerekiyordu, bunun için 1942’de zenginlerden alınan varlık vergisi kanunlaştı ve 1943’de yürürlükten kaldırıldı.

Devlet adeta bu uygulamaya mecburdu. Sonra bu yasa çok eleştirildi ve siyasi malzeme yapıldı.

O yıllarda bürokrat olan, sonra yazarlık ve bakanlık (1974) yapan Cahit Kayra konuyu kitaplaştırdı. Merak edenler internetten okuyabilir.

1942 yılında devlet bütçesi 394 milyon liraydı.

Savaş yıllarında bina yok, depo yok, uygun yer olmadığı için, buğdaylar açık alanlarda depolanıp saklanıyordu.

Sonra bu ihtiyaçlar TMO’yu yarattı. Silolar yapıldı. Bugün Garda büyük bir silahımız vardır ve O yılların eseridir.

Gariptir ama gerçek, bu günde siyasiler iki de bir bu konuyu işlerler.

Paşaya, vatandaşın birisi “Aç bıraktın paşam bizi aç” diye haykırarak seslenir. Paşanın cevabı çok vecizdir: Öksüz bırakmadım ya!


Bu yazı 4956 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

HAVA DURUMU

AFYON

SON YORUMLAR



Afyon Türkeli Gazetesi © 2017-2019 www.afyonturkeligazetesi.com

ÖzekNet