Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Kerem ÖZTÜRK
BİRBİRİMİZİ NE ZAMAN SEVECEĞİZ
12.03.2019

BİRBİRİMİZİ NE ZAMAN SEVECEĞİZ

            Gün geçmiyor ki toplumda infial uyandıracak düzeyde gelişen bir olaydan etkilenip, sosyal medya hesaplarımızda birbirimizi kırmadan, kışkırtmadan paylaşım yapmıyoruz. Her gün, her an sanki birbirimizi üzmek ve kırmak için fırsat kolluyormuşuz da, birileri de sanki bu istek ve arzularımıza çanak tutmak için olumsuz duygularla dolu suni gündem yaratmaya çalışıyormuş gibi adeta.

            Şunu söylemek istiyorum; aynı toplumda, bırakın aynı toplumu aynı şehirde hatta aynı mahallede yaşayan hemşeriler, komşular, akrabalar olarak bile birbirimizi kırmaya, ortamı germeye ve gerek siyasi, gerek dini, gerekse de diğer sosyolojik konularda gerilip, ayrışmaya çok meraklıyız gibi davranıyoruz. En ufak bir görüş ayrılığında bile, alıyoruz sazı elimize başlıyoruz saydırmaya. Ancak hiç düşünmüyor muyuz, en sevdiklerimizi kırıp dökmek, aynı toplumda yüz yüze bakacağımız insanlarla karşı karşıya gelmek bize ne kazandıracak ya da ne kaybettirecek? Sanırım bunları düşünecek olsak, bugünkü gerginliklerin pek çoğunu yaşamaz, daha çok anlayış, daha çok saygı ve bunların sonucunda birbirimize duyacağımız daha çok sevgi dolu hislerle yaşayıp gideceğiz diye düşünüyorum.

            Biz binlerce yıllık geçmişi olan, kadim medeniyetler kurmuş, dünyaya adalet, merhamet ve sevgi-şefkat gibi güzel duyguları yaymış bir milletin evlatlarıyız. Bizler tesadüfen bir araya gelmiş, birbiriyle geçmişte hiçbir bağı olmadan yaşayan, ne genetik ne de sosyolojik özellikler bakımından son derece farklı ve yabancı kültürlerin çocukları değiliz.(Bkz. Amerika’yı meydana getiren göçmen topluluklar.) Biz ki; bugün dünyaya sözde medeniyet(!) ve gelişmişlik gösterisinde bulunan sömürgeci Avrupalıların, akıl hastalarının içlerine şeytan kaçtığını düşünerek çeşitli işkence metotlarıyla ölüme terk ettikleri bir dönemde, ecdadımızın açmış olduğu şifahanelerde insanları su sesi ve çeşitli makamlardaki müzik sesleri ve Kur’an-ı Kerim’den şifa ayetleriyle akıl hastalarının iyileştirildiği ve insana insan olduğu için değer veren ve yaratılanların en şereflisi gözüyle bakılan, kadim bir medeniyetin evlatlarıyız.

Peki, soruyorum sizlere; ne oldu bize böyle? Ne oldu da birbirinden bu kadar nefret eden, birbirine saygı duymayan, hatta birbirinin kötülüğünden keyif alacak kadar alçalan bir seviyeye geldik? Yani bizim genetik kodlarımızla mı oynandı, yoksa duygusal yapımız mı değişti, ya da suni gündemlerle insanların zihinleri karıştırılarak, modern dünyanın kapitalist zihniyetine hizmet edecek, düşünmekten uzak bir insanlar topluluğu haline mi getirilmeye çalışılıyoruz? Dikkat ediniz, millet değil, insanlar topluluğu ibaresini özellikle kullanıyorum. Çünkü bizim gibi kadim medeniyetin uzantısı olan milletler, bu kadar toplumsal sorunla iç içe yaşamazlar. Biz bize benzemekten ne zaman uzaklaştık, ne zaman başka milletlere (sözde milletler) yani Batı’nın çalışma ahlakı ve iş disiplini değil de yaşantısındaki bozukluklar ve sosyolojik yapısındaki çarpıklıklara özendik, aile yapımızı bozarak onlara benzemeye çalıştık; işte o zaman bizi biz yapan değerlerimizden hızla uzaklaştık. Bunun sonucunda da bugünkü kavgacı, birbirinden hazzetmeyen hatta nefret eden, trafikte, komşulukta, iş ortamlarında birbiriyle geçinemeyen, her yerde açığını arayan ve tuzak kuran insanlar haline geldik.

Kadim medeniyetimizin sahip olduğu; “insan insanın yurdudur” felsefesinden hızla uzaklaşarak, yapay ilişkilerin merkezi olan Batı’nın “insan insanın kurdudur” felsefesini iliklerimize kadar hisseder/hissettirir olduk.

Sahi; biz birbirimizi gerçekten karşılıksız sevmeye, milletçe bir olmaya, birlik olmaya ne zaman başlayacağız? Ne zaman sırtımızı duvara değil de, bir dostumuza yaslamaya başlayacağız? Ya da son derece hızla değişen dünya koşulları içerisinde bugünlerimizi de mi mumla arayacağız, daha kötülerini görüp rahmet mi okuyacağız?  

Yunus Emre’nin de dediği gibi; “Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım. Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.” Bu duygular eşliğinde, sizleri en derin saygı, sevgi ve hürmet duygularımla selamlıyor, yüreği güzel insanlarla dolu bir hayatın içinde olmanızı temenni ediyorum.


Bu yazı 10171 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

HAVA DURUMU

AFYON

SON YORUMLAR



Afyon Türkeli Gazetesi © 2017-2019 www.afyonturkeligazetesi.com

ÖzekNet