Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Mehmet DÖNERKAYA
PİREYE KIZARAK YORGANI YAKMAK!
08.02.2017

PİREYE KIZARAK YORGANI YAKMAK!

Spor dallarında son günlerde yaşanan olaylar bu deyime bire bir uyuyor. Maç sonucunu içine sindiremeyen bir kesim, medyaya yansıyan demeçlerinde birilerinin koltuklarını terk etmeleri karşılığında “kellesini isterük” gibisinden derhal azlini istiyorlar. Bu ve buna benzer taleplere sporun her dalında rastlamak mümkün. Konunun muhatabı kişi ya da kişiler, şayet bulundukları görevlerinden bir an evvel terk-i endam eylemezlerse yani oturmakta oldukları koltuklarının sevdasından vazgeçerek bırakıp gitmezlerse, bizler onları boykot etmek suretiyle bundan sonraki müsabakalara çıkmayacağız! Nitekim azli istenen taraftan en ufak bir tık çıkmayınca ikinci bir açıklamayla ligden çekildiklerini bir nefeste ima ediveriyorlar! Karşılığında yapılan onca masraf, sarf edilen emekler, işte o iki dudağın arasından çıkan “çekildik” kelimesiyle heba ediliyor!

Benzer olaylara pek tabii ki sadece Afyonkarahisar’da rastlanılmıyor. Topun oynandığı her yerde, topla yapılan spor karşılaşmalarının neredeyse tümünde yaşanıp yaşatılıyor. Çığ gibi büyüyen tepkiler karşılığında hedefe konulan nedense hep hakemler oluyor. Kendileri ve mensubu oldukları sporcularının yaptıkları hataları göz önüne alınmıyor. Sadece yönetmiş oldukları bir müsabakada o günkü düşük performanslarıyla hedef tahtasına konulmak istenen hakem ya da hakem yöneticilerinin derhal cezalandırılmaları isteniyor. Oysa gözlemcisi tarafından biz zati izlenerek yetersiz görülen hakemlere ilgili MHK’ları mutlaka ceza veriyor. Ama bu uygulama il bazında olduğu zaman ya sitelerine girilemediği ya da o ildeki hakem sayısı yetersiz olduğu için görmezden gelinerek geçiştirilip gidiyor.

Hatalarıyla spor gündeminin vazgeçilmezleri olan hakemlerin gölgesinde kalan maç yok mu? Mutlaka var ve o maçı yorumlayanlara göre bu rakamlar sınırsız sayıda! Kategorisinin adı, sanı, düzeyi ne olursa olsun? Bir şekilde rastlamak mümkün! Hakemlik yapan, üniformasını teriyle ıslatanlar bu ve buna benzer tepkileri mutlaka almışlardır. Onların görevlendirildikleri müsabakalardaki düşük performansları eleştirileri beraberinde mutlaka getirmiştir. Söz konusu müsabaka sonrasında yapılan açıklamalar gündeme bomba gibi düşerek günlerce tartışma konusu olmuştur. Birileri hakemin düdüğünü asmasını isterken, birileri işi o hakemi o müsabakaya atayan kişileri hedef tahtasına koyarak eleştiri yağmuruna tutmuştur. Suçlamaların ana teması, bir taraf aleyhine yapılan haksızlıklarla, art niyetli yaklaşımlar olmuştur.

Bazen “hakemde insandır, hata yapar” gibisinden iyi niyet yaklaşımı olmuşsa da, takibeden bir müsabaka sonrasında kendilerine göre hakem hatasıyla kaybedilen bir maçın sonrasındaki düşünce, artık bardağı taşıran son damla olarak görülmektedir. Öyle ki, futbolun sahada değil de saha dışında oynandığına dair söylemler, hedefine giden bir takımın önünün kesilmesiyle ilgili ifadeler, o spor dalının görselliğini ve güzelliğini yok etmektedir. Özellikle de gerilere doğru giderek önceleri oynanarak unutulmaya yüz tutmuş müsabakalarda “şu şöyle oldu, bu böyle oldu, bu yüzden spor gelişmiyor. Daha da geriye giderek dününü aratıyor” söylemleri o dönem yapılmadığı için kafalarda soru işaretleri bırakmaktadır. Geçmişte hakem gömleğini üzerinde taşımış biri olarak asla ve asla hakemleri ve onları yönetenlerin savunucusu olmamakla beraber tabii ki o da sahalardaki diğerleri gibi insandır. Beşer, şaşarlar. Görevlendirildikleri müsabakalarda sonuca etki etmeyecek ufak tefek hataları yapmaları bu sebeple mümkündür. Ki, izlenen müsabakaların neredeyse tamamında hakem hatalarına öyle ya da böyle bir şekilde rastlanılmaktadır. İki tarafı da memnun edemeyen hakem, idaresi altındaki müsabakanın öncesinde, esnasında ve sonrasında bir tarafın eleştirilerine mutlaka muhatap olmaktadır. Bulundukları kategorilere katılım göstererek küme düşen, şampiyonluklar yaşayanlar hakemi belli, komitesi belli, kapasiteleri belli olanlarla birlikte yıllardır aynı yarışın içerisinde değiller mi? Dolayısıyla orantıları da yetenekleriyle bire bir orantılı olan, ötesi olmayan camialar için kulüpleri yönetenlerde birazda hataları kendilerinde arayarak aynaya tek taraflı bakmamalıdırlar!

Spor kirli yüzünü!

Sakaryaspor-AFJET Afyonspor maçı sonrasında bir kez daha gösterdi. Beyaz perde deyimiyle kapalı gişe oynanan müsabaka esnasında yapılan taşkınlıkların saha dışına taşması sonucunda mor-beyazlı kafilenin Sakarya il sınırları çıkışına yakın bir yerde cana kast eder derecesinde, canice ve toplu ölüme teşebbüscesine uygulanması gerçekten de manidardır. Bu maçın İlimiz Yeni Spor Kompleks’inde oynanan ilkinde konakladıkları otelden ayrılarak stada gelen Sakarya otobüsüne yapılan eylemin karşılığı olarak görülmektedir. Herkesin asla ve asla tasvip etmediği, olmasını kesinlikle istemediği olay sonrasında mor-beyazlı camiadan yapılan yaklaşımlar ne kadar iyi niyetli olsa da, Sakarya camiasının o günkü olayı, rövanş niteliğindeki Sakarya’daki müsabakayı kıstasa kıstas gibi nitelemesi futbolun geldiği noktadaki çirkin yüzü olarak dikkat çekmektedir. Bir nevi de ülkemiz futbolunun lokomotiflerinden birisi olarak nitelendirilen Fenerbahçe kafilesinin başına gelenler ve hala da gizemliğini koruyan hadiselerin birebir kopyası gibi görülmektedir.  


Bu yazı 2443 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

HAVA DURUMU

AFYON

SON YORUMLAR



Afyon Türkeli Gazetesi © 2017 www.afyonturkeligazetesi.com

ÖzekNet