Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Ahmet Selman
İşrak Namazı:
22.11.2017

İşrak Namazı:

Güneş doğduktan ve kerahat vakti çıktıktan yani en az yirmi, yirmi beş dakika geçtikten sonra kılınan iki rekat namaza işrak namazı denilir. Hadis-i şerifte 'Sabah namazından sonra, kişi zikir ve evrad ile meşgul olarak işrak vaktini bekler ve iki rekat namaz kılarsa, umre ve hac sevabına ulaşır.' (Tirmizi, Elezkar)

Kerahat Vaktinde zikir ile meşgul olmak Kuran okumaktan evladır.

Duha (Kuşluk) Namazı:

Güneşin doğuşundan bir veya iki mızrak boyu yükseldikten (25-40 dakika geçtikten) sonra öğleden bir saat öncesine kadar kılınabilen nafile namazın adı duha-kuşluk namazıdır.                                 

Öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarının aralarındaki boşluklar; ikişer saat iken, yatsı ile sabah namazının ve sabah namazı ile öğle namazının arasında diğer namazların boşluklarına göre iki misli açıklık vardır. Dolayısıyla kulun, uzun süre Rabbisine ibadetsiz kalamayacağı hikmetine binaen Efendimiz(as); bu iki uzun süreli boşluğu doldurmak için, teheccüd ve kuşluk namazlarınateşvik edici hadislerini görüyoruz. Bu namazın faziletiyle ilgili birçok hadis-i şerif gelmiştir. Bunlardan birinde;

'Kim kuşluk namazını iki rekat kılarsa gafillerden yazılmaz. Kim dört kılarsa abidlerden yazılır, kim altı rekat kılarsa o gün hayıf bakımından ona kafi gelir. Kim sekiz rekat kılarsa Allah (cc) cennette ona bina inşa eder.' (Merakıl Felah)

'Sizden her biriniz sabahladığında her eklemine karşılık bir sadaka gerekir ve bütün bunlar için iki rekat kuşluk namazı kafi gelir.' (Müslim)

Bundan dolayı bu namaz insan vücudundaki 360 mafsalın(eklemlerin) şükrüdür diye ifade edilmiştir.

Evvabin Namazı:

Bu namaz altı rekattır; akşam namazından hemen sonra kılınır. Niketim hadis-i şerifte: 'Kim akşam namazından sonra ara yerde kötü bir şey konuşmadan altı rekat kılarsa, bu onun için on iki senelik namaza denktir.' (ibn-i Mace)

'Kim akşam namazından sonra altı rekat namaz kılarsa, evvabinden (günahlarından tevbe etmişlerden) yazılır.' Dendiği için bu namaza evvabin namazı denilmiştir.

'Her kim akşam namazından sonra altı rekat kılarsa, denizin köpüğü kadar günahıda olsa bağışlanır' buyurulmuştur. (Taberani İbn-iMace)

Bu namaz; Adem, Nuh, İbrahim, Musa ve İsa aleyhimüsselam hazeratının devam ettikleri bir namazdır. (Selamet Yolları 2/48)

Alimler, akşamın iki rekat sünnetiyle altı rekat, bazıları onun dışında altı rekat kılınacağını söylemişlerdir. El-Kari; kişi müekked olan iki rekatı kılıp selam verir, dört rekatı da dilerse iki iki, dilerse dördü bir arada kılar demiştir.

(İbn-i Mace trc. 3/521)

Kabir Nur Namazı:

Gece karanlığında kılınan namazlar, kabir aydınlığına vesile olacağı için halk arasında 'Kabir nur namazı' diye bilinen namaz hakkında:

Ümmü seleme (ra) nin Nebi(as)dan rivayetine göre;

Efendimiz (as) vitirden sonra diğer rivayette uyumadan önce oturarak 2 rekat namaz kılardı. Birinci rekatta "Zilzal" ikinci rekatta "Tekasür" surelerini okurdu. İhyada, İbnimace ve Müslimden naklen ve Furkan tefsirinde bu namaz kabir namazı olarak ifade edilmektedir.

Vitir ve teravih namazları ramazan geceleri bahsinde açıklanmıştır.

Teheccüd Namazı (Gece Namazı):

Gece yarısından sonra yatmadan önce kılınan namaz gece namazıdır. Uykudan kalktıktan sonra kılınan namaz da teheccüd namazıdır. Geceleyin özellikle son vaktinde namaz kılmak menduptur. Gece namazı hakında Kur-an’ı Kerim’de veminelleyli fetehecced bihi nafileten lek’ ayetinde ifade buyurulduğu üzere, gece namazı nafile (fazladan) olarak Peygamberimize vacip kılınmış. Efendimiz (as)da bu namazı ümmetlerine: ‘Farz namazdan sonra en faziletli namaz, gece namazıdır diye tavsiye etmiştir.’

‘Gece namaz kılın. Çünkü gece namaz kılmak, sizden önce geçmiş salih kulların adetidir. Rabb’inize karşı bir taattır. Kötülükleri örtücüdür ve günah işlemekten alakoyucudur’ buyurulmuştur. (Müslim-Meragıl Felah)

Teheccüd namazının geceleyin uykudan kalkıp kılınması efdal ise de yatmadan önce kılınmasıda teheccüd sayılır denilmiştir.

Teheccüd namazı iki, dört, sekiz ve on iki rekata kadar kılanabilir. Özellikle Ramaza’nın 20’sinden sonra teheccüd kılmanın önemine dair Hz.Aişe (r.a)’den rivayet edilen hadisi şerifler vardır. (Kadir gecesi bahsi üzerine bak.) (N.İslam)

 

 

Hasta Namazı(Sandalyede Namaz):

Mümin bulûğ çağından vefatına kadar, her halükârda; sıhhatli iken de, hasta ikende Rabb'ine ibadetle Mükelleftir.Allah(cc), kulunun, gücüne göre ibadette bulunmasını istemektedir. Hastalıgında namazı nasıl kılayım diye Resululah'a soran sahabiye peygamberimiz (as):

"Ayakta kıl, gücün yetmezse oturarak kıl, yine gücün yetmezse yan yatarak veya sırt üstü yatarak kıl. Çünkü Allah (cc) kimseye gücünün yetmediğini yüklememiştir." buyurmuşlardır. (N.islam)

Secdeye varamayan hastalar, rahat edebildiği şekilde oturarak veya ayaklarını kıbleye uzatarak ima ile kılmaları sünnete uygun namaz kılma usulüdür. Ancak maalesef bid'at kabul edebileceğimiz sandalye ve kanepe üzerinde namaz kılma âdeti, camilerimizde yaygın hale gelmiştir. Neredeyse kilise ayinini hatırlatmaktadır.

Bir diğer bid'at de, ön saflarda yer varken arkaya saf tutarak imama uymaktadırlar ki bu da mekruhtur.

Esasen; alnını secdeye koyamayan hasta, namazını ima ile kılar. İma, başıyla rüku için az, secde için fazlaca eğmek suretiyle yapılır. Fakat günümüzde belini eğmesiyle başı da eğilmiş sayıldığından böyle kılınması mutat olduğu için, biz sandalyede kılma usulünü kitapların tarifine göre yazıyoruz.

Sandalyede namaz kılma mecburiyetinde olan hasta, ayaktan iftitah tekbirini alıp kıraatini (okumasını) yaptıktan sonra oturur, rüku ve secdesini yapar. Diğer rekatler için dilerse ayağa kalkarak, dilerse oturduğu yerden kıratını yaptıktan sonra oturur ve rükusunu yapar sonra secdesi için belini biraz daha eğilerek yaptıktan sonra ayağa kalkmaz oturduğu yerden namazını tamamlar. Çünkü secdeye alnını koyamayan hastadan ayağa kalkması sakıt olur yani ayakta durmak alnı secdeye koymak için vardır. O olmayınca kıyam da yoktur.

Bu hüküm Diyanet İşleri Başkanlığı Müşavere Kurulunun 1 Aralık 2010 tarihinde aldığı karardır.

İşin uygunsuzluğu, yarısı ayakta, yarısı oturarak kılınma halidir, dolayısıyla böyle bir namaz Hanefî fıkhında asla yoktur. ( Nimet İslam -İbni Abidin)


Bu yazı 1715 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

HAVA DURUMU

AFYON

SON YORUMLAR



Afyon Türkeli Gazetesi © 2017 www.afyonturkeligazetesi.com

ÖzekNet